sitemsi

Acil sezaryende ikizlerinden birini kaybetti, diğeri sakat kaldı; mahkeme kusur görmedi: ‘Mahkeme ve ATK özenli inceleme yapmadı’

Anayasa Mahkemesi (AYM), Sivas’ta ikiz bebeklerine hamile olan ve doğum sancısıyla gittiği acil serviste saatlerce bekletilmenin ardından bebeklerinden birini ölü olarak doğuran anne Ş.Ç.’nin ve eşi E.Ç.’nin yaptığı bireysel başvuruda hak ihlali kararı verdi.

‘SIRA OLDUĞU’ GEREKÇESİYLE BEKLETİLDİ

30 haftalık ikiz gebeliği bulunan Ş.Ç.; 2015’te şiddetli sancı ve kanama şikayetiyle Sivas Numune Hastanesi Kadın Doğum Acil Servisi’ne başvurdu. Acil servisteki nöbetçi doktor, “sıra olduğu” gerekçesiyle riskli gebeliği bulunan kadını yaklaşık iki saat boyunca NST cihazına bağlamadan bekletti.

Bekleyişin ardından yapılan muayenede bebeklerden birinin ters geldiği tespit edildi ve Ş.Ç., başka bir üniversite hastanesine sevk edildi. Ünviersite hastanesinde acilen sezaryen ameliyatına alınan Ş.Ç.’nin boynuna kordon dolanan bebeklerinden biri ölü olarak doğarken, diğer bebeği ise yaşama tutundu; ancak solunum ve böbrek rahatsızlıkları nedeniyle uzun süre yoğun bakımda tedavi görmek zorunda kaldı.

DOKTOR VE HEMŞİRE İFADELERİ İLE RAPOR ÇELİŞTİ

Acılı aile, tıbbi ihmal ve organizasyon kusuru bulunduğu gerekçesiyle Sağlık Bakanlığı aleyhine Sivas İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. Yerel mahkeme aileye manevi tazminat ödenmesine karar verse de, istinaf mahkemesi Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “idarenin ve sağlık personelinin kusuru yoktur” yönündeki raporunu temel alarak tazminat kararını tamamen iptal etti.

Ancak dava dosyasına giren doktor ve hemşirelerin ifadeleri ile ATK raporları arasındaki çelişkiler dikkat çekti. Ameliyatı gerçekleştiren uzman doktor, sevk kararı veren nöbetçi doktoru “hastayı bu durumda sevk etme, orada doğurt” diye uyardığını belirtirken; hastane kamera kayıtları da hamile kadının acil serviste müdahale edilmeden uzun süre koridorda bekletildiğini açıkça ortaya koydu.

‘KAMUSAL MAKAMLAR POZİTİF YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİ’

Çift, ilk derece mahkeme sürecinin tamamlanmasının ardından konuyu 2021’de AYM’ye taşıdı. Yüksek Mahkeme çiftin başvurusunu 12 Mart 2026’da karara bağladı ve gerekçesini dün Resmi Gazete’den yayımladı. Yüksek Mahkeme; alt derece mahkemelerinin ve ATK’nin acil servisteki iki saatlik bekleme süresini, doktorlar arasındaki çelişkili ifadeleri ve kamera kayıtlarını derinlemesine ve özenli bir şekilde incelemediğini belirterek; kamusal makamların “pozitif yükümlülüklerini” yerine getirmediği değerlendirmesinde bulundu. Bu kapsamda Yüksek Mahkeme; oy birliği ile anayasanın 17. maddesinde güvence altına alınan “Maddi ve Manevi Varlığın Korunması ve Geliştirilmesi Hakkı”nın ihlal edildiğini belirtti.

YARGILAMA YENİDEN YAPILACAK

AYM, yaşanan hak ihlalinin ortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğini yeniden yargılama yapılması için Sivas İdare Mahkemesi’ne gönderdi. Bu kararla birlikte, ikiz bebeklerini kaybeden ailenin davası baştan görülecek ve ihmali olan sorumlular ile tazminat talepleri yeniden değerlendirilecek.

  • Related Posts

    253 bin kişiden ısrarlı arama ve yanıltıcı beyanlarla vekâletname alındı: 16 milyarlık soruşturma

    Trafik kazası mağdurlarının kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla elde edilerek bazı hukuk büroları ve hasar danışmanlık şirketlerine aktarıldığı tespit edildi. Soruşturmada 253 bin kişiden vekâletname alındığı ve 15,6 milyar lira haksız kazanç elde edildiği yönünde tespitlere ulaşılırken 825 kişi hakkında soruşturma başlatıldı.

    Continue reading
    Eğitimcilerden 2. açılım sürecinin üniversitelere entegre edilmesine tepki: ‘Siyasi söylemi bırak özgür düşünceyi geliştir’

    “Terörsüz Türkiye” sürecinin ilk ve ortaöğretimden sonra yükseköğrenime de entegre edilmesine ilişkin konuşan Eğitim-İş İzmir 4 No’lu Yükseköğretim Şube Başkanı Elbey Kale, “Merkezi bir anlayışla tüm üniversitelere aynı konuda ve aynı içerikte ilk ders dayatılması, yükseköğretimin temel değerleriyle bağdaşmamaktadır. Bu konular elbette üniversitelerde tartışılabilir. Ancak yöntemi slogan ve siyasi yönlendirme değil; eleştirel düşünce ve çoğulcu yaklaşım olmalıdır. Üniversitenin görevi öğrenciye hazır kanaatler sunmak değil, farklı görüşleri değerlendirebilecek donanımı kazandırmaktır” dedi.

    Continue reading

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir