Çikolata kisti sadece jinekolojik bir sorun değil: ABD’deki dev araştırmadan dikkat çeken Tip 2 diyabet uyarısı

ABD’de yaklaşık 3 milyon kadının sağlık kayıtlarının incelendiği araştırmada, endometriozis tanısı alan kadınlarda tip 2 diyabet gelişme riskinin, endometriozisi olmayanlara göre yüzde 46 daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmada, ilişkinin özellikle menopoz öncesi dönemdeki ve obezitesi bulunmayan kadınlarda daha belirgin olduğu görüldü.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı ve Jinekolojik Onkoloji Yan Dal Uzmanı Doç. Dr. Yağmur Minareci, endometriozisin (çikolata kisti) yalnızca adet ağrısı ve doğurganlık sorunları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, “Yeni veriler, endometriozisin kadın sağlığı üzerindeki etkilerinin üreme sistemiyle sınırlı olmayabileceğini gösteriyor” dedi.

“SADECE AĞRI ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRMEMELİYİZ”

Halk arasında çikolata kisti hastalığı olarak bilinen endometriozisin kadınların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen kronik bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Yağmur Minareci, hastalığın ekseriyâ şiddetli adet ağrısı, kronik kasık ağrısı ve doğurganlık sorunlarıyla gündeme geldiğini söyledi.

Doç. Dr. Minareci, “Endometriozisi uzun yıllar daha çok jinekolojik şikayetler ve doğurganlık üzerinden değerlendirdik. Ancak yeni araştırmalar, bize daha geniş bir perspektiften bakmamız gerektiğini işaret ediyor. Kronik inflamasyonun eşlik ettiği bu hastalığın, metabolik sağlıkla ilişkisi de araştırılıyor. Bu nedenle, endometriozis tanısı alan kadınların yalnızca jinekolojik yakınmalarının değil, genel sağlık durumlarının da bütüncül olarak değerlendirilmesi önemli” ifadelerini kullandı.

SONUÇLAR OBEZİTESİ OLMAYAN KADINLARDA DA DİKKAT ÇEKTİ

Araştırmada, endometriozis ile tip 2 diyabet arasındaki ilişkinin özellikle menopoz öncesindeki kadınlarda daha belirgin olduğu görüldü. Ayrıca, vücut kitle indeksi 30 kg/m’nin altında olan, yani obezitesi bulunmayan kadınlarda da, bu ilişkinin anlamlı olduğu bildirildi.

Bu bulgunun dikkat çekici olduğunu ifade eden Doç. Dr. Minareci, “Tip 2 diyabet açısından fazla kilo ve obezite bilinen önemli risk faktörleri arasında. Ancak, çalışmada obezitesi olmayan endometriozis hastalarında da belirgin bir ilişkinin ortaya çıkması, konuyu yalnızca vücut ağırlığı üzerinden değerlendirmememiz gerektiğini gösteriyor. Endometriozis tanısı olan kadınlarda aile öyküsü, yaşam tarzı, kan şekeri değerleri ve diğer metabolik risk faktörlerinin de göz önünde bulundurulması önemli” diye konuştu.

ENDOMETRİOZİSİN YERLEŞİMİNE GÖRE RİSK DEĞİŞEBİLİYOR

Araştırmada endometriozis’in yerleşim bölgelerine göre yapılan değerlendirmelerde de farklı sonuçlara ulaşıldı. Pelvis dışındaki bölgeleri de kapsayan endometriozis grubunda, tip 2 diyabetle ilişkinin daha güçlü olduğu ve riskin endometriozis’i olmayan kadınlara göre iki kattan fazla tespit edildiği bildirildi.

Doç. Dr. Minareci, bu bulguların yeni araştırmalarla desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Endometriozis oldukça heterojen bir hastalık ve her hastada aynı şekilde seyretmiyor. Hastalığın yerleşim yeri, yaygınlığı, eşlik eden inflamatuvar süreçler ve kişinin bireysel risk faktörleri tabloyu değiştirebilir. Bu nedenle, elde edilen verilerin uzun dönemli ve ileriye dönük çalışmalarla desteklenmesi gerekiyor” dedi.

Araştırmanın sonuçlarının, neden-sonuç ilişkisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Minareci, “Bu çalışma endometriozis ile tip 2 diyabet arasında dikkat çekici bir ilişkiye işaret ediyor. Ancak bu sonuç, endometriozisin doğrudan diyabete neden olduğu ya da endometriozisi olan her kadının diyabet geliştireceği anlamına gelmiyor. Bulguların altında yatan mekanizmaların anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var” değerlendirmesinde bulundu.

  • Related Posts

    Okullar açıldı, çocuklar için vitamin ürünlerine talep artarken uzmanlar, aileleri uyardı

    Her çocuğun takviye ihtiyacının aynı olmadığını vurgulayan uzmanlar; yaş, beslenme durumu ve kişisel gereksinimlerin mutlaka dikkate alınması gerektiğinin altını çiziyor.

    Continue reading
    Belirti vermeden felce yol açabiliyor: Şah damarındaki gizli tehlikeye karşı kritik uyarı

    Belirti vermeden ilerleyebilen şah damarı darlığının, beyne giden kan akışını etkileyerek ciddi sonuçlara yol açabileceğini söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, “Şah damarı darlığı uyarı vermeden ilerliyor. Özellikle damar sertliğine neden olan diyabet, yüksek tansiyon, kolesterol, sigara kullanımı ve genetik yatkınlık gibi faktörlerin şah damarlarını da tehdit ediyor” dedi.

    Continue reading

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir